GAIUS CORNELIUS TACITUS (MS.56-117)



Kötü bir barış, savaştan daha berbattır.

Kanunların sayısı ne kadar fazla ise yolsuzluk o kadar fazla olur.

Kanunların çok olduğu yerde devlet daha yozlaşır.

FIDEL CASTRO



Ülkemiz insanlara maddesel zenginlikler sunmak için çok yoksul olsa da, onlara eşitlik duygusu, insanlık onuru sunamayacak kadar yoksul değildir.

İsterse Amerika'ya seçimler için bir gözlemci gönderelim.

Sivillere karşı asla asker ve polis kullanmadık. Hiçbir zaman ne Avrupa’dan gelen resimlerde sık sık gördüğümüz gibi insanlara basınçlı su sıkan yangın arabamız ne de uzay yolculuğuna çıkacakmış gibi maskeli polisimiz oldu. Devrimi devam ettiren ve ona güç veren halkın inanç birliği.

Yönetimin bir suçlu veya hırsız tarafından garanti altına alındığı bir cumhuriyette onurlu insanların öldürülmesi veya hapsedilmesi olağandır... Beni lanetleyin. Bunun hiçbir önemi olmayacak, çünkü tarih benim yanımda yer alacak.

Bir katilin, bir hırsızın başbakan olduğu bir cumhuriyette, dürüst kişilerin yerinin ya mezar, ya cezaevi olduğunu anlayabilmek zor bir şey olmasa gerek.

Eğer büyük kitleleri ikna edebilmişse, fikirler silahlara ihtiyaç duymaz.

Amerikan başkanlık oylaması yapıldığı gün bende diğer tüm Amerikalılar gibi plaja gittim.

Ben bir Marksist-Leninistim ve yaşamımın son anına kadar da böyle kalacağım.

Devrim hareketine 82 kişiyle başladım. Eğer bunu tekrar yapmak zorunda kalsaydım yanıma 10 ya da 15 sadık insan alırdım. Eğer sadıksanız ve hareket planınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun hiç bir önemi yoktur.

Türk Gencinin, başka birisini örnek almasına gerek yok, Sizin Atatürk'ünüz var. Ben de 1959'da Havana'dan çıkarken onu örnek almıştım.

Yönetimin bir suçlu veya hırsız tarafından garanti altına alındığı bir cumhuriyette onurlu insanların öldürülmesi veya hapsedilmesi olağandır... Beni lanetleyin. Bunun hiçbir önemi olmayacak, çünkü tarih benim yanımda yer alacak.

ZEYN EL ABİDİN

Acı kaza ve kadere razı olmak, yakinin en yüksek mertebesidir.

Nefsinin kıymetini bilene, dünya hakir görünür.

Allah’ın verdiğine kanaat eden, halkın en zenginlerindendir.

İster ciddi olsun, ister şaka, büyük ve küçük her yalandan sakının. Çünkü insan küçük yalan söylediği zaman yavaş yavaş büyük yalan söylemeye de cüret eder.

Düşmanının senin hakkında Allah’a karşı günah işlemekte olduğunu görmen, Allah’ın bir yardımını olarak sana yeter.

Şüphesiz Allah-u Teâlâ, ısrarla dilencilik yapan cimri kimseyi sevmez.

Nice aldanmış mağrur kimseler vardır ki, boş şeylerle meşgul olup sevinçle sabahlarlar ve Allah’ın onlara gazap ettiğini ve bununla cehennem ateşine düşeceklerini bilmedikleri halde yeyip içerler.

Geliri miktarınca infak etmek, zenginliği miktarınca ailesinin refahını sağlamak, kendisi hakkında insanlara hak vermek ve selam vermekte öne geçmek müminin sıfatlarındandır.

Üç şey ma’minin kurtarıcısıdır: Dilini insanlardan ve onların gıybetini yapmaktan korumak, dünya ve ahireti için yararlı olan şeylerle meşgul olmak, günahlarından dolayı çok ağlamak.

Allah katında, O’nu tanımaktan sonra, karın ve tenasül organın iffetini korumaktan daha sevimli bir şey yoktur. Yine Allah nezdinde, O’ndan bir şey dilenilmesi kadar sevimli hiçbir şey yoktur.

Münezzehtir O Allah ki, nimeti itiraf etmeyi hamd ve şükretmekten aciz kalmayı itiraf etmeyi de şükür saymıştır.

BÜLENT ECEVİT



Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Türkiye`de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor. Ancak, burası hiç kimsenin özel yaşam mekânı değildir.Burası, devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar, devletin kurallarına, eleneklerine uymak zorundadırlar. (Sesini iyice yükselterek) Burası, devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!

Onlar ortak biz pazar olacağız.

Vahdettin hain değildi.

Eşitlik her zaman adil değildir.

Koğuş sistemi, cezaevlerinin terör eğitim merkezi haline gelmesini kolaylaştırmış oldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri ateş açılmadıkça, ateş etmeyeceklerdir. Savaş için değil, barış içinKıbrıs'tadırlar. Kıbrıs'ı istila için değil, zorbaca bir istilaya son vermek için Kıbrıs'tadırlar.Kıbrıs'taki son Yunan harekâtı yalnız bir hükümet darbesi değildir, onun ötesinde Bağımsız Kıbrıs devletini temelinden yıkmayı amaçlayan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yasal dayanakları niteliğindeki anlaşmaları çiğneyen bir harekettir.

Toprak işleyenin, su kullananın…

Yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getireceğiz.

Hükümet derhal çekilmelidir. Laik demokratik cumhuriyete karşı Ankara'da göz göre göre işlenen korkunç cinayetten başbakan da sorumludur ve başında bulunduğu hükümet de sorumludur. Bu hükümet artık görevde kalamaz. Halkın yüzüne bakamaz. (kanlı Danıştay baskını sonrası) (aynı zamanda son demecidir)

***

YARIN

bir şeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin

karıncaların telaşından belli
bir şeyler olacak yarın
belki bir tomurcuk
belki bir ağacın düşen yaprağı
belki de bir çocuk

pek o kadar göremesek de uzağı
kuşların uçuşundan belli
bir şeyler olacak yarın
öbür günden önemsiz
bugünden önemli

***

ikinci yüzüm sen gül biraz, ben ağlayacağım
havadan sudan konuş kaygısız
ben deli gibi aşık olacağım
ikinci yüzüm işine gücüne bak sen
ben şiir yazacağım
dosyalar aç, tezkere yaz
dostlara bile duyurmadan
ben öleceğim yine biraz...

***

İNSAN

elbette senden güzel olacaktı
çizdiğin resim
yaptığın heykel
senden büyük olacaktı
senden yakışıklı

elbette senden doğru söyleyecekti
yazdığın şiir

elbette senden çok duyacaktı
söylediğin türkü

sen olduğundan büyüksün
sen olduğundan iyisin
sen olduğundan güzel

***

takalar geçiyor allı yeşilli
takalar geçiyor dümenleri lazlı
takalar geçiyor en nazlı
yelkenlilerden de güzel

güvenli sularda işsiz dönenen
gezi yelkenlilerinden çok duyarak denizi
takalar geçiyor enginlere
yamalı göğsünü gere gere

takalar geçiyor yükle yürekle
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılardan kopmuş
denizlerde anadolu

kıyılar kadın olmuş
açılır gider erkeği
takalar takalar
toprağın denizde çarpan yüreği

BUDDHA, GUATAMA



Bu dünyayı yaratan, zihninizdir.

Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk

Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.

Nedensellik, etkileşim, koşullar ve ayırt edici algılama... Dört büyük element bunlardandır.

Bir derdin varsa, derman bulmaya çalış; bulamıyorsan da, onu dert etme.

Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir bu ölümsüz kanundur.

Aklınla ve sağlıklı zihninle uzlaşmıyorsa hiçbir şeye inanma, onu ben demiş olsam bile.

Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.

Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.

Sağlık en büyük hediyedir, doyumluluk en büyük zenginlik, güven en iyi akrabalıktır. Nirvana ise en büyük mutluluk.

Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.

Derin düşünen bilge kişinin tek bir günlük yaşamı, bilgisiz ve kontrolsüz kişinin bütün bir yaşamından daha değerlidir.

Formlar, benlik/ruh değildir; algılama benlik değildir, kavrayışlar benlik değildir, mental oluşumlar ve hisler de "ben" değildir, hiçbiri "ben"/"ruh" değildir, bunların hepsi değişime tabiidir ve kalıcı değildir.

Fiziksel objelerin aslında kendilerinden gerçekliklerinin olmadığını öğretiyorum, bunların ancak zihnin ürünleri olduğunu söylüyorum, aslında hepsi bir hayaldir. Bunların duyularla algılandığı ve ayırt edildiği doğrudur fakat aslında diğer yandan hiçbirinin kendiliğinden kendi doğaları, gerçeklikleri yoktur. Onlar gerçekte görülmüyorlar ama zihin tarafından ‘tasarımlanıyorlar’. Bir bakıma kavranabiliyorlar ama bir bakıma da gerçekte kavranamıyorlar.

İnsan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır ve onların zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar böylece zihnin özgürlüğü engellenmiş olur.

Bizim olan her şey düşüncelerimiz sonucundadır. Düşüncelerimizde kurulur, düşüncelerimizde oluşur. Eğer bir kimse kötü düşünceyle konuşur ya da davranırsa onu tıpkı tekerleğin kağnı çeken bir öküzü izlemesi gibi, acı izler.

Nedensellikler, zerreler, en küçük şeyler, madde, fiziksellikler hepsi gerçekte zihinde oluşan, zihnin oluşturduğu şeylerdir.

Bir şeye sırf kulaktan duydunuz diye körü körüne inanmayın, birkaç kuşaktan beri itibar görüyorlar diye, geleneklerin de doğru olduğuna inanmayın. Sırf hocalarınızın ya da rahiplerin otoritesine dayanıyor diye hiçbir şeye inanmayın. Ancak bizzat hissettiğiniz, denediğiniz ve doğru olarak kabul ettiğiniz, kendinizin ve başkalarının hayrına olan şeylere inanın ve tutumunuzu onlara uydurun.

Nasıl ki okçu okların düz olmasına özen gösterir, usta da dağınık düşüncelerini öyle toparlayıp yönlendirir.

Kimse 'nasıl olsa bana zararı dokunmaz' diyerek küçücük de olsa kötülük düşünmesin. Su damlalarının damlaya damlaya su kabını doldurması gibi, budala kimse de azar azar toplayarak kendini kötülükle doldurur.

Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.

Bizden nefret edenlerden nefret etmeden yaşayalım. Gelin, bizden nefret edenler arasında nefretten kurtulmuş olarak yaşayalım.

Başkalarının kusurları kolayca görülür ama kendi kusurumuz görülmez; kişi komşusunun kusurlarını ayıklar bulur, kendi kusurlarını ise kumarda hile ile zar saklar gibi saklar.

Yaşayan varlıkların hepsi; zayıf, güçlü, uzun, kısa, büyük, orta veya küçük görünen, görünmeyen; doğmuş olan veya doğmakta olan, hepsi mutlu olsun! Kimse kimseyi aldatmasın, kimse kimseyi küçümsemesin, kimse kimseye öfke ile darılma ile zarar vermek istemesin.

Kin taşımak yanan bir kömür parçasını başkasına atmak için eline almak gibidir. Sadece kendini yakarsın.

Bütün biçimler gerçek dışıdır, bunu idrak edebilen kişi acılara tepki vermez; işte bu saflık yoludur.

İnsan hayatı aslında acılardan ibarettir; bu acıların sebebi bencil ve doymak bilmez isteklerdir; insanın bencilliği ve istekleri sona erdirilebilir; sonuçta bütün bu doymak bilmez arzu ve iştah ortadan kaldırıldığında, ulaşılan durum nirvana olarak adlandırılır. Bencillik ve isteklerden kaçışın yöntemi, "Sekiz Katlı Asil Yol" diye adlandırılır: Doğru görüş, doğru niyet, doğru konuşma, doğru hareket, doğru geçim kaynağı, doğru çaba, doğru düşünme ve doğru meditasyon.

WALTER BENJAMIN



Yaşamak izler bırakmaktır.

Mutlu olmak, ürküntü duymadan kendinin farkına varabilmektir.

Erkenden uyanıp güneşin doğuşunu elbiselerini giymiş halde karşılayan insanlar, gün boyunca başlarının üzerinde bir hale taşırlar.

Roman okuru, okurların en yalnızıdır.

Hiç bir olay tarih için kaybolmuş sayılmaz... Ama ancak kefaretini ödemiş bir insanlık geçmişine tümüyle sahip çıkabilir.

Eski güzel şeylerden değil, yeni kötü şeylerden başlamak lazım.

Deneyim yoksulluğu yalnız bazı kişilerin değil, aslında insanlığın deneyimlerindeki yoksulluktur ve bu da yeni bir çeşit barbarlıktır... Bizler yoksul duruma düştük. Bugün elimize birkaç kuruş geçsin diye değerinin yüzde birine rehin bırakıp insanlığın mirasını parça parça elden çıkardık.

Gerçek; kırılan bir çömleğin parçaları gibi birbiriyle ilgili, fragmanlar dünyasıdır, her biri tek başına ama izole değil…

Faşizm döneminde bile, tek bir canilik yoktur ki, moral bir cilayla kaplanmaksızın yapılmış olsun.

* * *

hiçbir zaman telafi edemeyeceğimiz bir şey vardır.
o da on beşimizdeyken evden kaçmamış olmaktır.
sonradan anlarız.
sokaktan geçirilen kırk sekiz saat,
tıpkı alkalik çözeltide olduğu gibi,
mutluluğun kristalini yaratır.

* * *

“Kitaplar ve fahişeler üzerine yazdıkları;

ı. Kitaplar ve fahişelerle yatılabilir.

Iı. Kitaplar ve fahişeler zamanı dokur. Geceye gündüz, gündüze geceymişçesine hükmederler.

Iıı. Ne kitaplar ne de fahişeler dakikaların onlar için değerli olduğunu belli ederler. Ama biraz daha yakından tanındıklarında, ne kadar büyük bir telaş içinde oldukları görülebilir. Biz kendimizi kaptırdığımızda onlar dakikaları saymaktadır.

ıv. Kitaplar ve fahişeler öteden beri mutsuz bir aşkla birbirlerini severler.

V. Kitaplar ve fahişeler - her ikisinin de onlardan geçinen ve onlara kötü davranan bir erkeği vardır. Kitaplarınki, eleştirmenler.

Vı. Kitaplar ve fahişeler umuma açık yerlerde hizmet verirler –öğrenciler için.

Vıı. Kitaplar ve fahişeler - onlara sahip olanlar nadiren sonlarına tanık olurlar. Göçmeden gözden yitmenin bir yolunu bulurlar.

Vııı. Kitaplar da fahişeler de nasıl bu yola düştüklerini anlatan hikâye uydurmaya bayılırlar. Oysa çoğunlukla ne olduğunu kendileri bile fark etmemişlerdir. Yıllar boyunca 'kalbin' sesine kulak verilir;
günün birinde sırf 'hayatı gözden geçirmek' için durulan bir köşe başında kellifelli bir gövde pazarlığa başlar.

Ix. Kitaplar ve fahişeler kendilerini sergilerken sırtlarını dönmeyi severler.

X. Kitaplar ve fahişeler doğurgan olur.

Xı. Kitaplar ve fahişeler - 'dar kafalı yaşlılar, genç orospular.' bir zamanların kötü şöhretli kitaplarından ne kadar çoğu bugün gençleri eğitmekte kullanılıyor.

Xıı. Kitaplar ve fahişeler kavgalarını herkesin gözü önünde ederler.

Xııı. Kitaplar ve fahişeler - birinin sayfalarındaki dipnotlar neyse, ötekini çoraplarındaki banknotlar da odur.”

WILLIAM JAMES




Düşündüğüm her ne olursa olsun, her zaman az çok kendi kendimin farkındayımdır. Ayrıca kendi varlığımın da farkındayımdır. Aynı zamanda, bu farkında oluş benim tarafımdan gerçekleştirilmektedir.

İnsanın dünyadaki durumu, kedinin kitaplıktaki durumu gibidir; görür ve duyar ama hiç bir şey anlayamaz.

Bir düşünce yararlıdır, çünkü doğrudur; bir düşünce doğrudur çünkü yararlıdır. Doğru bilginin ölçütü yararlı olmasıdır.

Yanlış anlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan daha kötü hiç bir yalan yoktur.

Din insan egoizminin tarihi içerisinde anıtsal bir bölüm oluşturur.

İnsan doğasındaki en derin prensip takdir edilme isteğidir.

Bir seçim yapmanız gerektiğinde; seçmemek de bir seçimdir.

Bugünün gerçeklerine göre yaşamak zorundayız ve yarın bunları hatalı bulmaya alışmalıyız.

Birçok insan düşündüğünü sanır, aslında yaptıkları sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir.

Olmamız gerekenin ancak yarısı kadar uyanığız. Ateşimiz söndürülüyor, her şeyimiz kontrol ediliyor ve fiziksel ve zihinsel kaynaklarımızın yalnızca küçük bir bölümünü kullanıyoruz.

Metafizik, yarar sağladığı sürece doğrudur. Dinler de, manevî tatmin sağladıkları sürece doğrudur.

Felsefe, insanın uğraştığı şeyler arasında en yükseği ve (aynı zamanda) en bayağısıdır. Küçük şeyler üzerinde uğraşır ama insanın zihninin önüne, en geniş ufukları açar. Günlük lisanda kullanılan bir deyimle; karın doyurmaz fakat ruhlarımızı cesaretle doldurur.