GERARD DE NERVAL

“Bekleme beni bu akşam
çünkü ak ve kara olacak gece” (Kendini asmadan önceki bıraktığı not.)

İlham perisi, içime tatlı dilli bir tanrıça gibi girer, ama oradan bir cadı gibi, ıstırap içinde, inleye inleye çıkar.

Kadını güle benzeten ilk kişi dahiydi, ikincisi de embesil.

Tanrı öldü. Cennet bomboş - Ağlayın çocuklar, artık babanız yok.

Düşlerimiz ikinci yaşamımızdır.

Bilgi ağacı yaşam ağacı değildir! Ruhumuzun güzelliklerini dışarı vurabilir miyiz?

Veya şeytan ile yoğrulmuş birçok eğitimli nesilleri? Cehalet öğrenilemez.

Şiirlerim açıklandıklarında büyülerini yitirirler. Açıklama diye bir şey mümkünse tabi!

Hayatımı bir roman gibi yaşamayı seviyorum.

***

siyahın gezginiyim: her gün daha derine
yanar akşamla caddede vebalı lambalar,
bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine;
redingotlarıyla mumya gibi otururlar
iş yerlerinde, kahvelerde. ve akar zaman.
-birden söner uzak bir yıldız gibi yaşaman-
demek isterim, alımlı kadının birine.

çünkü kanar "bir mezarda bırakılan aşklar":
adrianne! jenny! yıllardır bakir bir dulum ben,
avuntu bilmez. nafileydi tüm yolculuklar
o arayış: kara güneş içimdeydi zaten.
gittim harfin ve sayının bilinmez ucuna:
ölü yüzüm çekilmişti gecenin burcuna,
korkmadım sokağa hapsediyorken kapılar.

adoniram! hançerle sınandı ustalığın
ve açıldı gül gibi toht kitabı'ndaki giz:
herkes iki'dir. ben kimin öteki adıyım?
söyle: bulmak mıydı amacın ey yitik ikiz.
"içimizde bir oyuncu, bir seyirci yaşar"
ve "akıl ürünleri delilikten de çıkar"
kazıyınca pıhtısını o yıkık zamanın.

melek gülümsemiyor artık öteki anam,
çekil! çünkü "siyah ve beyaz olacak gece."
ulaşır mı yaralı hayvan gibi bağırsam
sesim bencil, sevgisiz, muhkem ev içlerine?
onulmazım. çağcıl kentin yabanıl yitiği.
tek giysim vebalı ışıklarla melankoli,
bir redse kurtulmak bile istemem yazgımdan.

iki'yim: yakalandım sokakta çırılçıplak
ve giydirildim başkalarının sözleriyle.
ah! karanlığa giren görür beyazı ancak,
hangisiyim? biliyorum kimin gözleriyle?
ne yapsak silinmiyor ruhtan geçmişin izi
yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi,
geçiyorum sokağı fenerle konuşarak

hem yaşamın imidir hem ölümün her fener

URSULA KROEBER LE GUIN

Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrimi satın alamazsınız, devrimi yapamazsınız, devrim olabilirsiniz ancak.

Bana öyle geliyor ki erkeklerin zayıf ve tehlikeli oldukları nokta, kibirleri. Kadının bir merkezi vardır, bir merkezdir kadın. Ama erkekler öyle değil, onlar erişmektir, uzanmaktır. O yüzden uzanır bir şeyler toplar ve etraflarına yığarlar.

Fantezi üzerine bazı ön kabuller gerçekliğimizin kasım kasım kasılan vatanseverliğe, kendinden menkul acımasızlığa alçaltılmış göründüğü Amerika’da, yaratıcı edebiyat yiğitliğin ne olduğunu, gücün köklerini araştırmayı, ahlaki seçenekler sunmayı sürdürüyor. İmgelem, etiğin enstrümanıdır...

* * *

ENGLISH

i doubt that the imagination can be suppressed. if you truly eradicated it in a child, he would grow up to be an eggplant.

if you see a whole thing - it seems that it's always beautiful. planets, lives... but up close a world's all dirt and rocks. and day to day, life's a hard job, you get tired, you lose the pattern.

it had never occurred to me before that music and thinking are so much alike. in fact you could say music is another way of thinking, or maybe thinking is another kind of music.

it is above all by the imagination that we achieve perception and compassion and hope.

it is good to have an end to journey toward, but it is the journey that matters in the end.

love does not just sit there, like a stone; it had to be made, like bread, remade all the time, made new.

morning comes whether you set the alarm or not.

my imagination makes me human and makes me a fool; it gives me all the world and exiles me from it.

the creative adult is the child who has survived.

the only questions that really matter are the ones you ask yourself.

the only thing that makes life possible is permanent, intolerable uncertainty; not knowing what comes next.

the unread story is not a story; it is little black marks on wood pulp. the reader, reading it, makes it live: a live thing, a story.

there are no right answers to wrong questions.

there's a good deal in common between the mind's eye and the tv screen, and though the tv set has all too often been the boobtube, it could be, it can be, the box of dreams.

to light a candle is to cast a shadow.

to me the "female principle" is, or at least historically has been, basically anarchic. it values order without constraint, rule by custom not by force. it has been the male who enforces order, who constructs power structures, who makes, enforces, and breaks laws.

to oppose something is to maintain it.

we are volcanoes. when we women offer our experience as our truth, as human truth, all the maps change. there are new mountains.

what sane person could live in this world and not be crazy?

when action grows unprofitable, gather information; when information grows unprofitable, sleep.

HENRY WADSWORTH LONGFELLOW

Biz kendimizi nelere yapabileceğimize bakıp yargılarız, başkaları neler yaptığımıza bakıp yargılar.

Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun sure ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracağınızdan emin olabilirsiniz.

Düşünce, insanı esaretten kurtarır.