OSHO

Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir işe yaramaz.

Bugün, mevcut olan her şeydir; şimdi senin var olduğun, her zaman var olacağın yegâne zamandır. Yaşamak istersen ya şimdi olacaktır ya da asla olmayacaktır.

Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.

Hayat öylesine bir gizemdir ki onu kimse anlayamaz ve kim onu anladığını iddia ederse o sadece cahildir. O ne dediğini bilmiyordur, o ne saçmaladığını bilmiyordur. Eğer sen bilge isen anlayacağın ilk şey şudur: Hayat anlaşılamaz.

Kendi deneyimine dayalı olmayan her şeyi sadece bir varsayım olarak kabul et.

İnsanın yeryüzündeki en zayıf hayvan olduğu kabul edilmek zorundadır. Ve onun bütün davranışlarının, bütün aidiyetlerinin, gruplaşmalarının temeli budur. O kendisinden daha büyük bir şeyin parçası olmak zorundadır; ancak o zaman kendisini güvende hisseder.

Hiçbir şeyi ayıplama. Aksine, onu kullan. Herhangi bir şeye karşı olma. Nasıl kullanılabileceğinin ve dönüştürülebileceğinin yollarını ara.

* * *

"Hiç bir sevgi fırsatını kaçırma. Sokaklarda yürürken bile sevebilirsin. Kimseye bir şeyler vermen de gerekmez, sadece gülümse yeter. Onun bir maliyeti yoktur, içten bir gülümseme kalbini açar, kalbini daha canlı yapar. Birisinin elini tut - bir arkadaş ya da bir yabancı fark etmez. Doğru insanla karşılaşınca seveceğim diye bekleme. O zaman hiçbir zaman gelmeyecektir. Sevmeye devam et. Daha fazla sevdikçe doğru insanla karşılaşma için ihtimaller de artacaktır çünkü kalbin bir çiçek gibi açmaya başlayacaktır. Ve çiçekler açan bir kalp de, kendisine daha fazla arı, daha fazla sevgili çekecektir."

* * *

"Farz edelim ki elimizde bir anahtar var. Anahtarın kendisine bakarak doğrudan ne işe yaradığını anlamamız veya büyük bir hazineye onun sayesinde ulaşılabileceğini hayal etmemiz mümkün değildir. Anahtarın içinde hazine ile ilgili bir işaret gizli değil; anahtar kendi içinde kapalı. Onu kırar veya parçalara bölersek, hangi metalden yapılmış olduğunu bulabiliriz ama ortaya çıkarma yetisine sahip olduğu hazine hakkında hıcbır şey bulamayız. Ve böyle bir anahtar hazine hakkında hiç bir ipucu olmaksızın uzun süre saklandığı zaman yalnızca yaşamımızdaki bir yüke dönüşür.

Yaşamda bugün bile birçok hazinenin kapısını açabilecek pek çok anahtar mevcut ancak ne yazık ki ne hazineler, ne de açılabilecek kilitler hakkında hiçbir bilgimiz yok. Ve ne hazine, ne de kilitler hakkında hiçbir şey bilmediğimiz zaman elimizde tuttuğumuz şeye anahtar bile denemez. Ancak bir kilidi açmaya yarayan şeye anahtar denir. Aynı anahtar gecmıste birçok hazineyi açığa çıkarmış olabilir ama buğun hiçbir kilit açılamıyorsa o anahtar da bir yüke dönüşmüş demektir. Ama buna karşın hala onu fırlatıp atamıyoruz."

* * *

"Tetikte olmalısın; büyük insanlara karşı daha fazla tetikte olmalısın; seni mıknatıs gibi çekenlere karşı daha fazla tetikte olmalısın; seni etkisi altına alabilen, etkileyebilen ve değiştirebilenlere karşı daha fazla tetikte olmalısın; onlar senin saflığını bozabilirler. Bunu ille de yapmak istediklerinden değil; hiçbir buda başka birini kendisi gibi yapmak istememiştir. Bunu istediklerinden değil; ama kendi aptal zihnin onları taklit etmeye, başkasını ideali haline getirmeye ve diğeri gibi olmak için gayret etmeye çalışacaktır. İnsanın saflığının bozulması açısından başına gelebilecek en büyük şey budur."

ORHAN KEMAL

“Beni çoğunlukla gündüzleri sokakta görürler. Ben devamlı bir yerlere giderim. Bir yerlere uğrar, bir yerlerden bir yerlere göçer dururum. Yıllardır her sabah, yaz demez, kış demez, sabahın dördünde kalkarım yataktan. Ve sabah dokuza kadar yazımı yazarım. Sonra sokağa çıkarım, İkbal'e uğrar kahvemi içerim. Yazmak için yaşamak, duymak, halkı algılamak gerekir. Bir yazı için çok gereklidir halkın içinde kalabilmek. Ve halkın değişimini algılamak. Eskimemek için. Hatta değişimi yakalamak, bu değişimin dışına düşmemek gerekmektedir. Ve bunun ötesinde bir yazar olarak yaşamın günü gününe sürer gider. Her gün çalışmak, her gün yazmak, her gün boğuşmak gerekir ekmekle. Bu ara halktan yana olduğum için de çok güç bir fatura ödetirler. “

* * *

“...işçi sınıfı, köylü benim kaynağım, dayanağım olmuştur. Burjuvalaşmış teknik karşısında ezilen, yok olan insanlar benim insanım olmuştur. Onların acıları, onların ekmekleri benim ekmeğim; benim acım olmuştur. Köyün, köylünün sosyal, ekonomik tarihsel çelişkileri, köy işçilerinin ırgatlarının direnişleri, çalışma ve yaşam koşulları benim çalışma ve yaşam koşullarım olmuştur. İşçilerin, köylülerin, bütün fakir fukaranın amansız sömürülmesi, soyulması, ezilmesi, insani kişiliğini öldüren, yok eden, insan onurunu ayaklar altına alan, insanın kendini, bedenini ortadan kaldıran çalışması, yaşama koşulları benim kendi dramımım olmuştur... “

* * *

“Sanatımın amacı... Şöyle özetlemekte bir sakınca var mı acaba? Halkımızın, genel olarak da insan soyunun müspet bilimler doğrultusundaki en bağımsız koşullar içinde, en mutlu olmasını isteme çabası. Lincoln*'ün ünlü demokrasi tarifi gibi: halkın, halk için, halk tarafından yönetimi der o. biz de neden şöyle demeyelim? "insanlığın, insanlık tarafından, insanlık için yönetilme çabası adına sanat...”

* * *

“Yıllardır iş ararım. Bulamadım. Bundan sonra da bulacağımı sanmam. Ama dilenecek değilim tabii. Bütün iş mademki kalemimle çalışmak zorundayım, velinimetime sımsıkı sarılmakta. Her şeye rağmen ekmeği oradan çıkarmaktan başka çare yok.”

* * *

“Esas mesleğim hiçbir unvanı olmayan, sekizinci planda kalmış işler. Küçük adamların ömürlerini törpüleyen ıvır zıvır işler. Ekseri bu ıvır zıvır işler peşinde koşmak, filmci, sinemacı kovalamak. Beyoğlu'nun ara sokaklarından Cağaloğlu yokuşuna taban tepmek.”

AİLE

OSCAR WILDE
Aile hayatının güzelliği gibi hiç bir şey yoktur.

RALPH WALDO EMERSON
Aile, kralların bile giremediği bir kaledir.

LEV TOLSTOY
Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

İTALYAN ATASÖZLERİ
İyi dostlarla iyi bir aile sofrasında asla yaşlanmazsınız.

ALEXANDRE DUMAS
Aile bağları o kadar ağırdır ki taşımak için iki kişi gerekir; hatta üç.

RALPH WALDO EMERSON

Bir adam bütün gün ne düşünüyorsa, o adam odur.

“sık ve çok gülebiliyorsan,
akıllı insanların saygısını, çocukların sevgisini kazanabiliyorsan,
dürüst eleştirmenlerin takdirini alabiliyorsan,
sahte dostlarının ihanetine katlanabiliyorsan,
güzelin değerini biliyorsan,
diğer kişilerde en iyiyi bulabiliyorsan,
daha iyi bir dünya için geride ister sağlıklı bir çocuk, ister
iyileştirilen bir sosyal durum, ister ufak bir parça yeşil bahçe
bırakabiliyorsan,
tek bir kişi bile olsa, biri senin varlığından ötürü daha rahat nefes
alabiliyorsa…

işte bu başarmış olmaktır...”

Hayatın amacı mutlu olmak değildir. Faydalı, onurlu, merhametli olmak ve böyle yaşamış olmakla bu dünyada fark yaratmaktır.

Halkı öyle bir eğitmeliyiz ki gırtlağımıza sarılmasın.

Birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır.

Aile, kralların bile giremediği bir kaledir.

Yapılırken heyacan duyulmayan işler başarılamaz.

Yolunu kaybetmiş birine yön sorulmaz.

İyi yapılmış bir işin ödülü, onu yapmış olmaktır.

Aptalca bir tutarlılık, küçük akılların gulyabanisidir.

Hiçbir şey büyüklük denli sade değildir. Çünkü sade olmak biraz da büyük olmaktır.

Ben alıntıları sevmem, bana senin ne bildiğini söyle.

Hepimiz başkalarını kendi yüreğimizde taşıdığımız biçimde görürüz.

Gördüklerim, görmediğimin varlığına inanmaya beni mecbur ediyor.

Davranışlarından utanıp, sıkılma; hayatın tümü bir denemedir.

Hepimiz, değişik derecelerde kaynarız.

Anlaşılmak bir lükstür.

İyi davranışlar küçük fedakarlıklardan oluşur.

Dikkatsizlik, pişmanlığın başlangıcıdır.

Alkışı sessizce karşılayan alkışı hak etmiş demektir.

Uygarlığın gelişmesinde en büyük görev, kadınların üstündedir...

Eğitimin sırrı, çocuğa saygıyla başlar...

Hiçbir şey büyüklük kadar sade değildir. Çünkü sade olmak birazda büyük olmaktır...

Zengin bir kalp yoksa servet çirkin bir dilencidir

Kendimi Emerson'a o denli yakın buluyorum ki onu övmekten çekiniyorum, çünkü kendimi övmüş gibi olmaktan korkuyorum.

Yüksek bir amaca bağlanın.

Hayatta tek bir kişi bile, siz yaşadığınız için rahat nefes alıyorsa, siz başarılı ve amacınıza ulaşmış bir insansınız.

Bir tek düşmanı olan, her yerde onunla karşılaşır.

Ne söylediğin o kadar çok bağırıyor ki ne söylediğini duyamıyorum.

İnsan tuhaf bir varlıktır.

Ormanda iki yola rastladım ve en az ayak izi olanına saptım. İşte farklılık budur.

Aptalca bir tutarlılık, küçük akılların gulyabanisidir.

Eğer bir kimse iyi bir kitap yazarsa, iyi sözler söylerse, yahut komsusundan daha iyi bir far kapanı yaparsa, yuvasını ormanlar içinde bile kursa, insanlar onu arar bulurlar.