ORHAN KEMAL

“Beni çoğunlukla gündüzleri sokakta görürler. Ben devamlı bir yerlere giderim. Bir yerlere uğrar, bir yerlerden bir yerlere göçer dururum. Yıllardır her sabah, yaz demez, kış demez, sabahın dördünde kalkarım yataktan. Ve sabah dokuza kadar yazımı yazarım. Sonra sokağa çıkarım, İkbal'e uğrar kahvemi içerim. Yazmak için yaşamak, duymak, halkı algılamak gerekir. Bir yazı için çok gereklidir halkın içinde kalabilmek. Ve halkın değişimini algılamak. Eskimemek için. Hatta değişimi yakalamak, bu değişimin dışına düşmemek gerekmektedir. Ve bunun ötesinde bir yazar olarak yaşamın günü gününe sürer gider. Her gün çalışmak, her gün yazmak, her gün boğuşmak gerekir ekmekle. Bu ara halktan yana olduğum için de çok güç bir fatura ödetirler. “

* * *

“...işçi sınıfı, köylü benim kaynağım, dayanağım olmuştur. Burjuvalaşmış teknik karşısında ezilen, yok olan insanlar benim insanım olmuştur. Onların acıları, onların ekmekleri benim ekmeğim; benim acım olmuştur. Köyün, köylünün sosyal, ekonomik tarihsel çelişkileri, köy işçilerinin ırgatlarının direnişleri, çalışma ve yaşam koşulları benim çalışma ve yaşam koşullarım olmuştur. İşçilerin, köylülerin, bütün fakir fukaranın amansız sömürülmesi, soyulması, ezilmesi, insani kişiliğini öldüren, yok eden, insan onurunu ayaklar altına alan, insanın kendini, bedenini ortadan kaldıran çalışması, yaşama koşulları benim kendi dramımım olmuştur... “

* * *

“Sanatımın amacı... Şöyle özetlemekte bir sakınca var mı acaba? Halkımızın, genel olarak da insan soyunun müspet bilimler doğrultusundaki en bağımsız koşullar içinde, en mutlu olmasını isteme çabası. Lincoln*'ün ünlü demokrasi tarifi gibi: halkın, halk için, halk tarafından yönetimi der o. biz de neden şöyle demeyelim? "insanlığın, insanlık tarafından, insanlık için yönetilme çabası adına sanat...”

* * *

“Yıllardır iş ararım. Bulamadım. Bundan sonra da bulacağımı sanmam. Ama dilenecek değilim tabii. Bütün iş mademki kalemimle çalışmak zorundayım, velinimetime sımsıkı sarılmakta. Her şeye rağmen ekmeği oradan çıkarmaktan başka çare yok.”

* * *

“Esas mesleğim hiçbir unvanı olmayan, sekizinci planda kalmış işler. Küçük adamların ömürlerini törpüleyen ıvır zıvır işler. Ekseri bu ıvır zıvır işler peşinde koşmak, filmci, sinemacı kovalamak. Beyoğlu'nun ara sokaklarından Cağaloğlu yokuşuna taban tepmek.”

takipçiler

ARŞİV

arayan bulur...

Loading...
GoLedy.comreklamlara tıklamak istemezseniz - ki bu sizin en fazla bir saniyenizi alacaktır - iletişim kısmından ufak bir teşekkür etmeniz bile bizi fazlasıyla mutlu edecektir. takdir edilmek ve etkileşim içinde olmak her zaman yapıların ömürlerini uzatacaktır. şahsım adına size, bu yazıyı zaman ayırıp okuduğunuz için ayrıca teşekkür ederim. nice sözlere...