Atom gücü, süper devletleri, dünyanın efendisi yapacak yerde, kendi icat ettikleri zincirlerle kendi kollarını bağlayan avanak maymunlara çevirmiştir.
İslam’ın şartı beş, Marksizmsin şartı birdir; o da haddini bilmektir.
Yiğitlik hak vergisidir, bir vakit battal olmaz.
Sen bu -Allah- sözünü beline silah etmeye çabalamaktasın, ama bu silah bize hiç sökmez.
Ben ne Mustafa Kemal'e ne de Atatürk’e karşıyım.
Gerçek kendisini zor teslim eder çünkü canlıdır. Canlı ve değişken olduğu için için de bir kere teslim alınınca sürgit elimizde kalmaz. Bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur.bu savaşın zaferi sürekliliğindendir.
Görmek bile nispidir. Kaşınan yeri parmak, gözden iyi görür.
Sen bu -Allah- sözünü beline silah etmeye çabalamaktasın, ama bu silah bize hiç sökmez.
Eğer beni bu iddia ile yargılayanlar o dönem gelip kitaplığımı inceleseler idi, kitaplarımın çoğunun turancılık üzerine olduğunu görürlerdi. – “Harp okulu olayında asker içinde komünizmi yaymak iddiası ile yargılanıp ve mahkûm olmasının ardından ettiği söz.”
“… Atatürk öldüğü zaman biz mahkûm edilmiştik. Fakat cezamız henüz tasdik edilmemişti. Nazım Hikmet, ben, Doktor Hikmet Kıvılcımlı hastalık bahanesiyle altışar, dörder ay raporlarla salıverildik. Bunu zamanın askeri cunta başı görünen Mareşal Çakmak duyunca kudurdu. Raporların zamanı tamamlanmadan bizi tutturup cezaevine kapattı."
İslam’ın şartı beş, Marksizmsin şartı birdir; o da haddini bilmektir.
Yiğitlik hak vergisidir, bir vakit battal olmaz.
Sen bu -Allah- sözünü beline silah etmeye çabalamaktasın, ama bu silah bize hiç sökmez.
Ben ne Mustafa Kemal'e ne de Atatürk’e karşıyım.
Gerçek kendisini zor teslim eder çünkü canlıdır. Canlı ve değişken olduğu için için de bir kere teslim alınınca sürgit elimizde kalmaz. Bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur.bu savaşın zaferi sürekliliğindendir.
Görmek bile nispidir. Kaşınan yeri parmak, gözden iyi görür.
Sen bu -Allah- sözünü beline silah etmeye çabalamaktasın, ama bu silah bize hiç sökmez.
Eğer beni bu iddia ile yargılayanlar o dönem gelip kitaplığımı inceleseler idi, kitaplarımın çoğunun turancılık üzerine olduğunu görürlerdi. – “Harp okulu olayında asker içinde komünizmi yaymak iddiası ile yargılanıp ve mahkûm olmasının ardından ettiği söz.”
“… Atatürk öldüğü zaman biz mahkûm edilmiştik. Fakat cezamız henüz tasdik edilmemişti. Nazım Hikmet, ben, Doktor Hikmet Kıvılcımlı hastalık bahanesiyle altışar, dörder ay raporlarla salıverildik. Bunu zamanın askeri cunta başı görünen Mareşal Çakmak duyunca kudurdu. Raporların zamanı tamamlanmadan bizi tutturup cezaevine kapattı."