Cıvıl cıvıldı gözleri yeni dağılmış bir ilkokul gibi.
Ecel eril miymiş dişi mi?...
Dişi olaydı bu zendostlukla ben
Çoktaaan koynuna girer ölürdüm...
Bok yiyin efendiler, bok yiyin... Milyonlarca sinek yanılmış olamaz.
İlkin elifbaydı, sonra alfabe oldu. Derken abece. Şimdi abd!
Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler
yaşadığınızla var.
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Duvarda asili diplomalar insani insan yapmaya yetmez.
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Mahkemede hakim soruyor: Sen bu adama neden hakaret ettin?
c.y. : Hakim bey göte götten başka ne denir?
Kart sensin postal sana girsin. (Nazım Hikmet için "Kartpostal şairi" diyen Duygu Asena' ya)
Dünya bir meşin toparlaktır, Allah da gol!
Körfezdeki dalgın suya bir bak; göreceksin Nato' nun kablosu durmakta derinde.
Benim için nerde kalacağım önemli değil. Rahatça osurabileceğim bir yer olsun yeter.
***
kovalamayın beni yatağa
hiç uykum yok
daha lafınıza karışacağım
ortalığı dağıtacağım
televizyonu kapatacağım
ayçiçeği resmi yapacağım daha
başparmağıma şiir okuyacağım
ıslık çalacağım
daha çok işim var
gecenizi karartacağım
Kütahya vazonuzu kıracağım
vakitsiz yatırmayın beni
daha çok erken
***
hayatta yattık dün gece
üstümüzde meltem
kekik kokuyor ellerim hala
senle yatmadım sanki
dağları dolaştım
***
senlen raks rakına kalktıkta
başım ayaklarınla
ayaklarım başınla beraber,
ve oran orama değdikçe,
evler boşalıyor
***
anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
taksinize mülkünüze dairenize...
heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi...
gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
vesairenize...
şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
aşk yokmuş sizde beş paralık!
gidiyorum ben boşçakallar
sıçmışım ortalık yerinize
kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
***
yalnızlığa dayanırım da,
birbaşınalığa asla.
yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.
bir dost göz arayışıyla.
saat tıkırtısıyla...
korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,
ama;
'günün aydın,akşamın iyi olsun'diyen
biri olmalı
bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa
kulağımda.
yoksa,
zor degil, hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,
bir başına yudumlamak doyasıya,
ama:
'çaya kaç şeker alırsın?'
diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...
***
dünya gözlerimi kendi ellerimle örttüm
değdi yorgunluğuma
bir ölüm kaldıydı onu da gördüm
beni pişman etmedi doğduğuma...
***
yalnızlığa dayanırım da,bir başınalığa asla.
yaşlanmak hoş değil duvarlara baka, baka.
bir dost göz arayışıyla.
saat tıkırtısıyla...
korkmam,geçinip gideriz biz mutlulukla,
ama;
"günün aydın,akşamın iyi olsun" diyen biri olmalı.
bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
yoksa,
zor değil,hiç zor değil,demli çayı bardakta
karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya.
ama;
"Çaya kaç şeker alırsın?"
diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...
***
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin o nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu,
kartvizitini...
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
mesela
turuncuya, yada pembeye..
ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın.
ucundan tutarak...
***
bugünlerde herkes gitmek istiyor.
küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey...
her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
bir kendisi.
bu yeter zaten.
her şeyi, herkesi götürdün demektir.
keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
ama olmuyor.
hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
böyle gidiyoruz işte.
bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"otur" diyen kazanıyor.
o yan kalabalık zira...
iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu...
en kötüsü alışkanlık.
alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
kalıyoruz...
kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
evlenmeler...
bir çocuk daha doğurmalar...
borçlara girmeler...
işi büyütmeler...
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
misal ben...
kapıdaki rex`i bırakıp gidemiyorum.
değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
alıp götürsem gelmez ki...
bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
herkes onu, o herkesi seviyor.
hangi birimizle gitsin?
"sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
kendi imalatımız küfeler.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım,
inadına kök salmak lazım.
bari ufak kaçışlar yapabilsek.
var tabii yapanlar, ama az.
sadece kaymak tabakası.
hepimiz kaçabilsek...
bütçe, zaman, keyif... denk olsa.
gün içinde mesela...
küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 9, akşam 18
sonra başka mecburiyetler
sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
ne saçma...
bahar mıdır bizi bu hale getiren?
galiba.
ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç,
ama olsun... istemek de güzel
0 yorum:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.