Yapmak istediklerimizi yaptığımızda değil yapmak istemediklerimizi yapmadığımız zaman özgürüzdür...
Yanlış sayısız şekillere girebilir, doğru ise yalnız bir türlü olabilir.
Bilgisizlikten daha kötü bir şey varsa o da bildiğini zannetmektir.
İnsan, insanın kurdudur.
İki düşman arasında o şekilde konuş ki, onlar birbirleriyle dost oldukları zaman sen mahcup olmayasın.
Tanrılardan oluşmuş bir millet olsaydı eminim ki o da kendisini demokrasiyle yönetirdi. Bu kadar mükemmel yönetim aslında insanların harcı değildir. Ancak öyle yönetmelidir kendilerini insanlar. Bu sorunlar çıkarabilir fakat yine de insana zarar gelecekse yine kendisinden gelmelidir. Özgürlük de budur.
Büyük iyilikleri tanımak için, küçük kötülükleri tanımamız gerekir.
Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.
Siyaset ve ahlaki birbirinden ayıranlar, ikisinden de bir şey anlamazlar.
Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbir şey kalpleri birbirine bağlamaz.
Yasama, yürütme yargı iç içe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir.
Bir arazinin etrafını tel örgülerle çevirip, 'bu topraklar ve üzerindeki meyveler bana ait' diyen insan, bu günkü modern toplumların kurucusu olmuştur. Arazinin etrafındaki telleri söküp atarak 'o adama inanmayın, bu topraklar ve üzerindeki meyveler herkesindir' diyen adam, dünyayı nice savaşlardan, katliamlardan, kan ve gözyaşından kurtaracak olan insandır.
Şayet insanlar kötüyse bu, kötü terbiye ve ortamın onları bozmasındandır. Felakete yol açan şey, toplumsal düzenlemeler, adaletsiz kanunlar, despot idarelerdir. İnsan tabiatı gereği iyidir. Şayet insan kötü şartlar tarafından bozulmasaydı, tabii olan iyiliğiyle eşitlik ve adalete dayalı özgür bir toplum kurabilirdi.
Devlet büyüdükçe, özgürlük de o oranda küçülür.
Hiç bir şey çıkar gruplarının etkisinden daha tehlikeli değildir.
Daimi barışın tesis edilmesi tamamen ülkelerin anlaşmasına bağlıdır. Daimi barışın tesisi tüm ülkeler için yarar sağlar. Barış için uluslararası bir federasyon oluşturulduğunda bu kurum uzun süre yürürlükte kalabilir ve barışı gerçekleştirebilir.
Ağır söz veren hızlı iş yapar.
İnsanlar ömür kısadır derler ama yine de onu kısaltmak için ellerinden geleni yaparlar.
...Yalnız şunu soracağım: Felsefe nedir? En tanınmış filozofların kitaplarında bulduğumuz nedir? Onları dinlerken insan kendini, bir pazar yerinde avaz avaz çağıran bir sürü madrabaz arasında sanır; her biri bana gelin, bana gelen aldanmaz diye bağırır durur. Kimi, cisimlerin mevcut olmadığını, her şeyin tasavvurda yaşadığını iddia eder; kimi maddeden gayrı olmadığını ileri sürer ve Allah dünyanın kendisidir der. Birisi ispata kalkar ki dünyada iyilik - kötülük yoktur, hayır ve şer birer kuruntudan ibarettir. Öteki der ki, insanlar birer, canavardır; birbirlerini parçalayıp yemeleri cürüm sayılmaz.
Ey büyük filozoflar, bu faydalı dersleri siz yalnız kendi çocuklarınıza, kendi dostlarınıza verin ne olur! Hem siz fikirlerinizin meyvesini daha çabuk elde edersiniz, hem de bizim çocuklarımız sizin mezhebinize girmek tehlikesinden kurtulmuş olur.
Gerçek demokrasi hiçbir zaman var olmamıştır ve olmayacaktır da.
Gerçek demokrasi var olabilmesi için, o kadar insanın toplayacak bir yerin olması gerekirdi. Milyonlarca insanı da bir yerde toplayamıyorsanız temsili demokrasi ile yetinin.
Ey yüce gönüllü yalan! Gerçek hiç sana tercih edilebilecek kadar güzel olmuş mudur?
Mutsuzluk, şüphesiz çok büyük bir öğretmendir, fakat bu öğretmen; derslerini pahalıya ödetir ve faydası da parasına değmez.
En güçlü gücünü hak, boyun eğmeyi de ödev biçimine sokmadıkça, hep egemen kalacak kadar güçlü değildir.
Bireysel aşkım için dünyayı veririm, özgürlüğüm içinde aşkımı veririm.
İnsan hür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur. Bir kimse kendisini başkalarının efendisi zanneder ama böyle sanması onlardan daha köle olmasına engel değildir.
Çocuk mantığın uykusudur.
Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır.
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan insanlara nasıl boyunduruk vurulabilir?
Aşk mutluluğunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi?
Büyük adamları ortaya çıkaran biraz da büyük fırsatlardır.
Eğitilecek kimsenin en önce öğrenmesi gereken ve en çok ihtiyacı olacağı şey tahammül etmesini bilmesidir.
Yanlış sayısız şekillere girebilir, doğru ise yalnız bir türlü olabilir.
Bilgisizlikten daha kötü bir şey varsa o da bildiğini zannetmektir.
İnsan, insanın kurdudur.
İki düşman arasında o şekilde konuş ki, onlar birbirleriyle dost oldukları zaman sen mahcup olmayasın.
Tanrılardan oluşmuş bir millet olsaydı eminim ki o da kendisini demokrasiyle yönetirdi. Bu kadar mükemmel yönetim aslında insanların harcı değildir. Ancak öyle yönetmelidir kendilerini insanlar. Bu sorunlar çıkarabilir fakat yine de insana zarar gelecekse yine kendisinden gelmelidir. Özgürlük de budur.
Büyük iyilikleri tanımak için, küçük kötülükleri tanımamız gerekir.
Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.
Siyaset ve ahlaki birbirinden ayıranlar, ikisinden de bir şey anlamazlar.
Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbir şey kalpleri birbirine bağlamaz.
Yasama, yürütme yargı iç içe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir.
Bir arazinin etrafını tel örgülerle çevirip, 'bu topraklar ve üzerindeki meyveler bana ait' diyen insan, bu günkü modern toplumların kurucusu olmuştur. Arazinin etrafındaki telleri söküp atarak 'o adama inanmayın, bu topraklar ve üzerindeki meyveler herkesindir' diyen adam, dünyayı nice savaşlardan, katliamlardan, kan ve gözyaşından kurtaracak olan insandır.
Şayet insanlar kötüyse bu, kötü terbiye ve ortamın onları bozmasındandır. Felakete yol açan şey, toplumsal düzenlemeler, adaletsiz kanunlar, despot idarelerdir. İnsan tabiatı gereği iyidir. Şayet insan kötü şartlar tarafından bozulmasaydı, tabii olan iyiliğiyle eşitlik ve adalete dayalı özgür bir toplum kurabilirdi.
Devlet büyüdükçe, özgürlük de o oranda küçülür.
Hiç bir şey çıkar gruplarının etkisinden daha tehlikeli değildir.
Daimi barışın tesis edilmesi tamamen ülkelerin anlaşmasına bağlıdır. Daimi barışın tesisi tüm ülkeler için yarar sağlar. Barış için uluslararası bir federasyon oluşturulduğunda bu kurum uzun süre yürürlükte kalabilir ve barışı gerçekleştirebilir.
Ağır söz veren hızlı iş yapar.
İnsanlar ömür kısadır derler ama yine de onu kısaltmak için ellerinden geleni yaparlar.
...Yalnız şunu soracağım: Felsefe nedir? En tanınmış filozofların kitaplarında bulduğumuz nedir? Onları dinlerken insan kendini, bir pazar yerinde avaz avaz çağıran bir sürü madrabaz arasında sanır; her biri bana gelin, bana gelen aldanmaz diye bağırır durur. Kimi, cisimlerin mevcut olmadığını, her şeyin tasavvurda yaşadığını iddia eder; kimi maddeden gayrı olmadığını ileri sürer ve Allah dünyanın kendisidir der. Birisi ispata kalkar ki dünyada iyilik - kötülük yoktur, hayır ve şer birer kuruntudan ibarettir. Öteki der ki, insanlar birer, canavardır; birbirlerini parçalayıp yemeleri cürüm sayılmaz.
Ey büyük filozoflar, bu faydalı dersleri siz yalnız kendi çocuklarınıza, kendi dostlarınıza verin ne olur! Hem siz fikirlerinizin meyvesini daha çabuk elde edersiniz, hem de bizim çocuklarımız sizin mezhebinize girmek tehlikesinden kurtulmuş olur.
Gerçek demokrasi hiçbir zaman var olmamıştır ve olmayacaktır da.
Gerçek demokrasi var olabilmesi için, o kadar insanın toplayacak bir yerin olması gerekirdi. Milyonlarca insanı da bir yerde toplayamıyorsanız temsili demokrasi ile yetinin.
Ey yüce gönüllü yalan! Gerçek hiç sana tercih edilebilecek kadar güzel olmuş mudur?
Mutsuzluk, şüphesiz çok büyük bir öğretmendir, fakat bu öğretmen; derslerini pahalıya ödetir ve faydası da parasına değmez.
En güçlü gücünü hak, boyun eğmeyi de ödev biçimine sokmadıkça, hep egemen kalacak kadar güçlü değildir.
Bireysel aşkım için dünyayı veririm, özgürlüğüm içinde aşkımı veririm.
İnsan hür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur. Bir kimse kendisini başkalarının efendisi zanneder ama böyle sanması onlardan daha köle olmasına engel değildir.
Çocuk mantığın uykusudur.
Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır.
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan insanlara nasıl boyunduruk vurulabilir?
Aşk mutluluğunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi?
Büyük adamları ortaya çıkaran biraz da büyük fırsatlardır.
Eğitilecek kimsenin en önce öğrenmesi gereken ve en çok ihtiyacı olacağı şey tahammül etmesini bilmesidir.
0 yorum:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.