Adaleti aklın yardımı olmadan kullanmak imkansızdır.
Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.
Bilgi hazinelerine ulaşabilen insanların sayısı ne kadar artarsa, dini inançlardan kopuş da o kadar yaygınlaşır.
Din bir yanılgıdır ve gücünü bizim iç güdüsel dürtülerimizin hemen uyum göstermesinden alır.
Din, toplumsal obsesyonlarımız, obsesyonlarımız ise bireysel dinimizdir.
Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir. Ve her zaman oradadırlar.
Henüz yanıtlanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de
yanıtlamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: kadın ne ister?
Hiç bir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.
İsmini unuttuğunuz kişi hakkında muhakkak olumsuz bir düşünceniz vardır.
Kültürel doğrularımızla sağlanan bilginin tümü arasında doğruluğu en az kanıtlanabilmiş unsurlar, tam da bizim için en fazla önem taşıması gereken ve evrenin bilmecelerini çözme, yaşamın acılarına katlanmamızı sağlama görevi üstlenmiş unsurlardır.
Medeniyetin ilk şartı adalettir.
Medeniyetin kurucusu ilk defa mızrak atmak yerine küfür kullanmış olan insandır.
Siz cevaplar bulmaya çalışıyorsunuz, biz ise daha çok soru sormak niyetindeyiz.
Yaşam belirtisinin kökeni duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır.
Zamanın akışı içinde insanlık, bilimin ellerinden gelen darbelerle iki kez, naif öz sevgisinin incinmesinin acısını yaşamak zorunda kalmıştır: birincisi, dünyanın merkezi olmadığını, akıl almaz büyüklükte bir dünyalar sistemi içinde sadece bir nokta olduğunu anladığında... İkincisi, biyolojik araştırmalar özel yaratılmışlık ayrıcalığını elinden alıp soy kütüğünü hayvanlar âlemine düşürdüğünde...
0 yorum:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.