Günleri ve mevsimleri hayallerimize göre yeniden yaratacağız.
Şiir, bir süs eşyası değil, yararlı bir nesnedir.
* * *
kapılar tutulmuş neylersin
neylersin içerde kalmışız
yollar kesilmiş
şehir yenilmiş neylersin
açlıktır başlamış
elde silah kalmamış neylersin
neylersin karanlık da bastırmış
sevişmezsin de neylersin
* * *
gözleri var, her zaman açık
ve bir an olsun uyutmaz beni.
düşleri var apaydınlık,
güneşler buharlaştıran.
güldürür, ağlatır beni ve güldürür.
konuşturur beni, söyletmeksizin tek bir söz'
* * *
hoşçakal hüzün!
günaydın hüzün!
tavan süslemelerinde
çizili adın!
sevdiğim gözlerde
yazılı adın!
sen misin çilenin simgesi?
hayır, çünkü
yoksulların dudaklarında bile,
tek gülücükle
dile gelirsin!
sevilenlerin aşkı,
günaydın hüzün!
sevilenlerin aşkı,
aşkın gücü
gövdesiz bir canavar gibi
hep senden çıkar..
hüzün! umutsuz baş!
hüzün! güzel yüz!
* * *
yavrum bu senin gülüşünün ardında
bütün sevda sözleri çırılçıplak
memelerini tutup çıkarıyorlar boynunu
sonra kalçalarını gözbebeklerini
sonra ne varsa okşayış adına
bütün bunları bulup çıkarıyorlar
seni öptüğüm zaman gözlerinden
yalnız sen göresin diye
bu sevda sözcükleri
***
insanlarda tek sıcak kanun
üzümden şarap yapmaları
kömürden ateş yapmaları
öpücüklerden insan yapmalarıdır
insanlarda tek zorlu kanun,
savaşlara, yoksulluğa karşı
kendilerini ayakta tutmaları,
ölüme karşı yaşamalarıdır.
insanlarda tek güzel kanun,
suyu ışık yapmaları,
düşü gerçek yapmaları
düşmanı kardeş yapmalarıdır.
hep varolan kanunlardır bunlar,
bir çocukcağızın ta yüreğinden başlar
yayılır, genişler, uzar gider
ta akla kadar.
* * *
yavrum bu senin gülüşünün ardında
bütün sevda kelimeleri çırılçığlak
memelerini tutup çıkarıyorlar boynunu
sonra kalçalarını gözbebeklerini
sonra ne varsa okşayış adına
bütün bunları bulup çıkarıyorlar
seni öptüğüm zaman gözlerinden
yalnız sen göresin diye
bu sevda kelimeleri
* * *
halkım ben,
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
soluğumun öyle bir gücü var ki
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.
zulüm, acı, ölüm, şu bu
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı,
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
ölümün içinden yeşerir yaşamak.
* * *
gözkapaklarımın üzerinde ayakta duruyor
ve saçları saçlarımın içinde
biçimi ellerimin biçiminde
gözlerinin rengi gözlerimin renginde
gölgemde yitip gidiyor
tıpkı bir taş gibi gökyüzünde.
gözleri var her zaman açık
ve bir an olsun uyutmaz beni.
düşeri var apaydınlık
güneşler buharlaştıran
güldürür, ağlatır beni ve güldürür
konuşturur beni söyletmeksizin tek bir söz.
* * *
kan rengi bir ağaç varsa ispanya'da
hürriyet ağacıdır
susmayan bir ağız varsa ispanya'da
hürriyeti haykırır
bir bardak saf şarap varsa ispanya'da
milletin olmalıdır.
0 yorum:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.