FRIEDRICH NIETZSCHE

Ah bu melankoli. İnsanın gerçekten boğulabileceği bir deniz var mıdır?

Ancak öbürgündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar.

Ancak raks edebilen bir tanrı'ya inanabilirim ben.

Ahlak, bıkkınlıktır.


Ahlak, bireyin içindeki sürü içgüdüsüdür.

Ahlaki gerçekler diye bir şey yoktur.

Amaç "insanlık" değil üstinsandır.

Ahlak esasen toplumu çöküntüden kurtaracak ve toplumun muhafazasını sağlayacak bir araçtır.

Ah!..en yüksek umutlarını kaybeden soylular tanıdım ben.şimdi kara çalmaktalar tüm yüksek umutlarına. Artık küstahça yaşıyorlar,anlık hazlar içinde , ve ertesi güne dair hedefleri yok neredeyse..."ruh , şehvettir!" .... Böyle derlerdi.bu sırada kırıldı ruhların kanatları ; şimdi erlerde sürünüyor ruhları ve kirletiyor kemirdiği her şeyi.. Bir zamanlar kahraman olmayı düşünüyorlardı...şehvet düşkünüler şimdi.kahraman , artık onlar için bir kasvet ve dehşet! Fakat sevgim ve umudumla sana yemin ederim : terk edip gitme ruhundaki kahramanı!kutlu tut en yüksek umutları!

Ah, buldum onu kardeşlerim! İşte, en yüce dorukta kanıyor sevinç pınarı benim için! Burada, hiçbir ayak takımının benimle birlikte içemeyeceği bir yaşam var! Akışın nerdeyse pek yoğun geliyor bana, ey haz pınarı! Doldurayım derken, sık sık yeniden boşaltıyorsun kadehi!

Ancak hepiniz beni inkar ettiğiniz zaman size dönmek isterim. Gerçekten, kardeşlerim,o zaman kaybettiklerimi başka gözlerle arayacağım.o zaman sizleri başka başka bir sevgi ile seveceğim.

Aptallıkla mücadelede, en insaflı ve en yumuşak insanlar sonunda kabalaşırlar. Belki de bu şekilde doğru bir savunma yolunda bulunurlar; çünkü aptal bir surata hukuken en uygun olan kanıt sıkı bir yumruktur. Ama, söylediğim gibi, karakterleri yumuşak ve insaflı oldukları için bu
insanlar, bu meşru müdafaa yoluyla acı çektirmekten daha çok kendileri acı çekerler.

Arzularımız o kadar şiddetlidir ki bazen birbirimizi parçalamak isteriz. Ama topluluk duygusu bizi durdurur. Lütfen not edin : işte bu , neredeyse ahlakın tanımıdır.

Aşk nedir? Yaradılış nedir? Hasret nedir? Yıldız nedir?" böyle soracaktır son insan ve kırpacaktır gözlerini. O zaman yeryüzü küçülmüş olacaktır, her şeyi küçülten son insan onun üzerinden sıçrayacaktır.cinsi, toprak piresi gibidir, kökü kurutulamaz; son insan herkesten uzun ömürlü olandır. "saadeti biz keşfettik"- derler son insanlar ve gözlerini kırparlar.onlar yaşanması güç semtleri terk etmişlerdir: zira hararet lazımdır kişiye. Henüz komşu sevilmektedir, ona sürtünülür. Zira hararet lazımdır kişiye. Hasta olmak ve kuşku duymak günah kabul edilir: sakınarak yürürler. Budaladır, buna rağmen ayakları taşa sürçen ya da insanlara takılıp tökezleyen kişi. Ara sıra bir miktar zehir: bu hoş rüyalar gördürür. Ve nihayetinde alınan fazlaca zehir, huzur içinde bir ölüm temin eder bu da. Hala çalışmaktadır kişi, zira iş eğlencelidir. Fakat dikkat edilir, eğlencenin kişiyi tüketmemesine. Artık kişi ne zenginleşir ne de züğürt kalır. Her ikisine de katlanmak güçtür. Kim hükmetmek ister ki artık? Kim artık itaat etmek ister? İkisine de katlanmak güçtür. Çobansız bir sürü! Herkes aynı şeyi ister, herkes birdir: kendini farklı hisseden, gönüllüdür tımarhaneye. "bir zamanlar dünyanın tamamı çılgındı." -deyip en kurnazları, göz kırparlar.insan zekidir ve olup biten her şeyi bilir: bu nedenle iğnelemelerinin sonu yoktur. İnsanlar hır gür halindedir hala, ancak çabuk barışırlar- aksi takdirde mideleri bozulur.insanın, gündüz için ayrı, gece için ayrı, küçük şekerlemeleri vardır: yine de değer verirler sağlığa. "saadeti biz keşfettik"- derler son insanlar ve göz kırparlar...

Av ve zafer için tutkuyla donanan görkemli yırtıcı hayvan, sarışın canavar görmezlikten gelinemez. Bu gizli temel, zaman zaman patlar, hayvan tekrar vahşete döner. Romalı, arap, alman, japon soyluluğu, homeros'un kahramanları, iskandinav vikingleri ... Tümü de bu gereksinimi paylaşıyorlardı.nereye gitseler arkalarında "barbar" kavramını bırakan bu soylu ırklar, en yüksek kültürlerinde bile, bunun bilinçliliğini gösteriyor, gururunu taşıyorlardı.

Avrupa, gerileme hâlinde bir âlemdir. Demokrasi, devletin gerilemiş biçimidir.

Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar.

Bakın! Size "üstinsan"ı öğretiyorum.üstinsan yeryüzünün anlamıdır. İsteminiz desin ki ; üstinsan yeryüzünün anlamı olacaktır!

Başkaları yararına çok şey yapıldığı için dünya mükemmel değildir.

Beklemek ahlaksız kılar.

Belleğim bunu sen yaptın? Diyor, gururum? Bunu sen yapamazsın? Diyor. Sonunda belleğim
gurura boyun eğiyor.

Ben belki de geleceğin bütün insanları için bir yazgıyım,yazgının kendisiyim.

Ben nerede canlı bir varlık buyduysam , orada kudrete yönelik iradeyi gördüm.hizmet edenin iradesinde bile efendi olabilme iradesini gözlemledim.

Ben, iki insanın daha yüce hakikati bulmak için, bir ihtirası paylaştığı bir aşk düşünüyorum.

Bence hayatın kendisi gelişme içgüdüsü , idame içgüdüsü , güçlerin biriktirilmesi içgüdüsüdür : güce yönelmenin olmadığı yerde çöküş vardır.iddaam şudur ki,insanlığın yüce değerlerinde işte bu yöntem esiktir ; en kutsal isimler altında hüküm süren değerler , çöküş değerleri , nihilist değerlerdir.

Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir.

Benim anlatacaklarım , önümüzdeki iki yüzyılın tarihidir.ben neyin geleceğini ,neyin olacağını anlatacağım , "nihilizmin yükselişini"..bu tarih şimdiden anlatılabilir , çünkü zorunluluğun kendisi burada harekete geçmiştir.

Benim burada anlatacaklarım önümüzdeki iki yüzyılın tarihidir.. Olaylar böyle gelişmek zorundadır, çünkü zorunluluğun kendisi artik harekete geçmiştir.. Ben size 'nihilizmin yükselişi’ni anlatacağım

Benim dionizik / dionysian kavramım burada ulu bir fiil oldu.bununla karşılaştığında bütün diğer insani faaliyetler çok zavallı ve göreli kalır.bir goethe , bir shakespeare , bu muazzam ihtiras ve yükseklikte bir saniye bile nefes alamaz ve dante , zerdüşt'le kıyaslandığında basit bir mümindir...

Benim hayalimdeki aşk, iki insanın birbirini sahiplenme duygusundan çok daha öte bir şey.

Bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi savaşçıları olun.

Bir genci bozmanın en iyi yolu, ona aynı düşüneni farklı düşünenden daha çok saymayı öğretmek.

Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az ..

Bir şeyde ilk olmak isteyene iyi denir.ama bir başkasından önde olmak istemeyene de iyi denir.

Bir şeyi güzel olarak mı algılıyorsunuz? Demek ki yanlış algılıyorsunuz.

Bir uçurumun içine baktığınızda, uçurumda sizin içinize bakar.

Biz , tekrar ahlaktan arıtılmış olan dünyada yaşamaya cesaret eden az ve çok sayıdakiler ; biz putperestler! İnanca göre ; olasıdır ki biz , pagan inancın ne olduğunu ilk kavrayanlarız. İnsanın kendisi için daha yüksek varlıklar tasarlaması , lakin o'nu iyinin ve kötünün öte yanında görmesi söz konusudur.her yüksek olmanın , ahlaksız olarak takdir etmek mecburiyetinde kalınması söz konusudur.biz , "olimpus"a inanırız! Çarmıha gerilene değil!

Biz arzulanana değil arzulamanın kendisine âşığızdır.

Bizi farklı kılan şey , tarihte , doğada veya doğanın arkasında hiçbir tanrı'yı tanımamamız değildir. Bizi farklı kılan , tanrı diye hürmet edileni tanrı'ya benzer bulmamamızdır. Bizler arzu edilenden ziyade arzulamaya aşığız.

Bu dâhil bütün genellemeler yanlıştır.

Bu dünya başlangıcı ve sonu olmayan güçten bir canavardır. Büyüklüğün , güç büyüklüğünün çelikten sabit bir toplamıdır.o , ne daha büyür ne de daha küçülür.kendini tüketmez.tersine sadece değişir ama bütün olarak değişmez derecede büyüktür.

Bugüne değin iyi ve kötü üzerine en berbat düşünceler ortaya kondu. Bu, her zaman çok tehlikeli bir şey oldu. Vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; durumuna göre polisin bizzat kendisi önyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. İşte günümüz ahlakı üzerine, her otorite karşısında
alınan tavırda olduğu gibi, düşünmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. Burada itaat edilir! Dünya var olduğundan bu yana hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir. Hele ahlakı eleştirmek, ahlakı bir sorun, sorunlu bir şey olarak ele almak: nasıl olur? Bu ahlak dışı değil miydi -şimdi değil mi?- ama ahlak, kendisinden eleştiren elleri ve işkence aletlerini uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar, -nasıl "coşturacağını" bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır. Onun kendine karşı tavır almasını başardığı durumlar da var: bunun sonucunda irade, tıpkı bir akrep gibi kendini sokar. Ahlak, ta başlangıçtan veri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. Bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.

Bugüne dek varlığa karşı en büyük itiraz neydi? Tanrı...

Bundan sonraki yıllarda yapacağım iş iyiden iyiye belirlenmişti. Olumlayıcı kesimini bitirmiştim işimin. Sözle, eylemle hayır diyen bölümüne gelmişti sıra. Bunlar da şimdiye değin sürüp gelen değerlerin yenilenmesi, büyük savaş, son karar gününün belirlenmesiydi. Bu arada, bir de yavaş yavaş çevreme bakıyor, kendime yakın gördüklerimi, güçlerine dayanarak bu yok etme işinde bana yardımı dokunabilecekleri arıyordum. İşte o günden beri, yazılarımın her biri bir oltadır: kim bilir belki de olta atmakta herkesten ustayımdır? Oltama hiç bir şey takılmamışsa suç benim değil artık. Balık yokmuş...

Bütün hedefler yok edilmiştir. Değer biçmeler birbirlerine karşı cephe almışlardır.

Bütün yargılayanların gözünden bir cellat bakar.

Büyük bir düşünceyle baş başa kalmak dayanılmaz bir şeydir. Bu düşünceyi iletebileceğim ve
bu düşünceden dolayı ölmeyecek insanları arıyor ve çağırıyorum.

Büyük devletlerin hükümetleri, insanlarını kendine bağlamak, onları korkutmak ve diledikleri işe sürmek için iki yola başvururlar. Biri; kaba bir yol - ordu - öteki daha zekice bir yol; okul.

Büyük kozmik söylem: "ben vahşetim, ben kurnazlığım". Bir hatanın ve tüm acının sorumluluğunu üstlenme korkusuyla alay etmek (yaratıcının alayı). —hiçbir zaman olunmadığı kadar acımasız olmak, vs. -kendi yapıtından tatmin olmanın en üst biçimi; bu biçimi, bıkmadan usanmadan yeniden inşa etmek için parçalar. Ölüm, acı ve yok olma üzerinde yeni bir zafer.

Cins olarak insan her hangi başka bir hayvanla karşılaştırıldığında, bir ilerleme kaydetmez. Bütün hayvanlar ve bitkiler dünyası , alçak olandan daha yüksek olana gelişmez.hepsi aynı zamanda ,birbirinin üzerinde ,birbirinin içinden ve birbirine karşı gelişirler.en zengin ve en karmaşık biçimler-çünkü daha yüksek tip sözcüğü daha çoğunu ifade etmez daha kolay mahvolurlar.sadece en alttakiler,en aşağıdakiler görünüşte bir ölümsüzlüğü idame ederler.

Daha güçlü olana daha zayıf olanın hizmet etmesi; bunun için onu iradesi ikna eder ki zayıf olan üzerine hükmetsin. Sadece bu o zevkten vazgeçemez.nasıl daha küçük olan daha büyük olana kendisini verirse , en küçük olandan zevk ve güç alması için , tıpkı bunun gibi en büyük olan da kendini kudret uğruna verir , hayatını bunun için kullanır. Bu , en büyük olanın kendini teslim etmesi , vermesi , onun riziko ve tehlikelerle ölüm için zar atmasıdır.

Daima daha temiz, daima daha uzak olarak düşünülen bir tanrı ile daima daha günahkâr insan arasındaki ayrılığın yarattığı gerginlik, insanlığa zorla kabul ettirilen en büyük kuvvet sınavlarından biridir. Günahkârlar için tanrı sevgisi bir mucizedir. Yunanlılar tanrısal bilgi ile insan bilgisizliği arasında niçin böyle bir gerginlikle karşılaşmadılar? Bu iki uçurumu birleştiren köprüler, var olmayan yeni yaratıklar olsalar gerek (melekler mi? Vahiy mi? Tanrı`nın oğlu mu?)

Damların üstünde yükselen kuleleri görmek için , şehri terk etmen gerekir.

Delilik, kişide seyrek görülen bir nesnedir: gruplar, partiler, halklar, çağlar için ise bir kural hâlindedir.

Devlet, soğukkanlı canavarların en soğukkanlısıdır. Kılı kıpırdamadan yalan söyler ve ağzından
düşürmediği yalan da şudur: "ben devletim, halkın kendisiyim.

Devrim, napoleon'u mümkün kıldı; bu da onu haklı gösterir.

Dilencileri yok etmek gerek, çünkü insan onlara verince de pişman oluyor, vermeyince de

Dionizik kelimesinin manası şudur: birliğe itilim duygusu ,kişiliğin, günlük olanın, toplumun ötesine, geçicilik uçurumunun ötesine uzanmak: karanlık, daha dolu, daha değişken hallere doğru, ihtiraslı, acılı dolup taşma; hayatın topyekun karakteri olan, hep aynı kalan, aynı derecede güçlü, haz dolu olanın vecd ile onanması, hayatın en korkunç ve şüpheli niteliklerinikutsayıp iyi gören, neşe ve elemin, panteistçe birlikte kabulü; çoğalmaya, verimliliğe, tekerrüre, ebedi istem; yaratmanın ve yok etmenin zorunlu birliği duygusu.

Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.

Doğrunun kayıtsız şartsız dostuna iyi denilir.ama saygınlığın insanına nesnelerin nurlandırıcısına
da iyi denilir.

Dünya bana bir tanrı`nın buluşu ve rüyasıymış gibi görünüyor. Dünya canı sıkılmış bir tanrı`nın gözleri önündeki boyalı buharlara benziyor. İyi ve kötü, mutluluk ve acı ve sen ve ben, benimiçin bir yaratıcının gözlerinin önündeki boyalı buharlardır. Yaratıcı gözlerini kendi üstünden çekmek istiyordu ve dünyayı yarattı. Acı çeken birisi için gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluktur.

Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz.

Dünyada, hiç olmazsa dinleri yıkmak için, yeterince din yok.

Düşününki varoluşun ebedi kum saati defalarca tersine , bir daha tersine çevrilip duruyor.her seferinde siz de , ben de , içindeki her zerrede sürekli tersine çevriliyoruz ... Zaman ezeli ;zaman sonsuza dek uzanıyorsa , olabilecek her şey , zaten daha önce olmuş değil midir?şuanda geçen her şey daha önce de aynı şekilde geçmiş değil midir?...zamanın hep var olduğunu , sonsuza dek geriye uzandığını düşünün..böyle sonsuz bir zamanda , dünyayı oluşturan bütün olayların yeniden bir araya gelişleri,sonsuz kereler kendilerini yinelemeleri demek olmuyor mu?

Ebedi gerçeklik olmadığı gibi, mutlak doğru da yoktur.

Egoizm asil bir ruhun temelidir.

Eğer Müslümanlık, Hıristiyanlığı küçümsüyorsa bunu yapmakla binlerce kez haklıdır. Çünkü Müslümanlık insana değer verir.

En gizliler!, en güçlüler!, en korkusuzlar!, en yarı gecemsiler!, bir ışık ister misiniz? Bu dünya kudrete yönelik iradedir. Bunun dışında hiçbir şey değildir. Bizzat sizde kudrete yönelik iradesiniz. Bunun dışında hiçbir şey değilsiniz!

En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.

En yüce dağlara tırmanan güler bütün acıklı oyunlara ve acıklı gerçeklere!

Erdem uyumuşsa deha zinde kalkar.

Erkek yüreğinin özünde sertlik vardır, oysa kadının yüreği özünde kötüdür.

Erkek, seven kadından korksun. Çünkü o zaman kadın her türlü fedakarlığa katlanır ve başka her şey ona önemsiz görünür.

Etrafımda cinler olsun istiyorum, çünkü ben cesurum. Hayaletleri kaçıran cesaret, kendisine cinler yaratır. -cesaret gülmek ister.artık hislerinizi paylaşmıyorum; altımda gördüğüm şu bulut, gördüğüm şu karaltı ve ağırlık, -işte budur sizin yağmur bulutunuz. Yükselmeyi arzuladığınızda
yukarı bakarsınız siz. Ve ben aşağı bakarım çünkü yükseltilmiş biriyim ben. Aranızdan hanginiz aynı anda hem gülebilir hem yükseltilmiş olabilir? En yüksek dağa çıkan, tüm matem oyunlarına, tüm matem ciddiyetlerine güler. Cesur, tasasız, alaycı ve şiddet uygular - işte böyle
istiyor bizi bilgelik: o bir kadındır ve daima savaşçıyı sever ancak...

Ey ulu yıldız! Kendilerine ışık saçtıkların olmasaydı, saadetin nerde kalırdı!

Felsefe, yaratmanın anlamını kavramaya çalışan bir akımdır.

Felsefeyi tehlikeli hale getireceğiz, felsefi bilgiyi değiştireceğiz, yaşam için bir tehlikeli olan bir felsefeyi öğreteceğiz: yaşama bundan daha iyi nasıl hizmet edebiliriz? Bir fikir insanlığa ne kadar pahalıya mal olursa, o kadar değerlidir. "tanrı", "vatan", "özgürlük"; fikirleri için kendini kurban etmekten çekinmiyorsa, tüm tarih bu tür kurban etmeleri çevreleyen dumandan ibaretse, "tanrı", "vatan", "özgürlük"; gibi bu popüler kavramlar karşısında "felsefe" kavramının üstünlüğü, felsefenin onlardan daha pahalıya mal olması, onlarınkinden daha büyük kıyımları gerektirmesi dışında nasıl kanıtlanabilir?

Geliştirmiş olduğumuz tüm değerler, dünyanın gerçek doğasını görmemizi engellemek amacıyla
geliştirilmiş araçlardan başka hiçbir şey değildirler.

Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz.

Gerçek erdem, yalnızca aristokrat azınlık içindir! Herkes için geçerli bir ahlak, gülünç bir fikirdir.

Gerçekten de hayatın anlamı olmasaydı, ve ben anlamsızı seçmek zorunda olsaydım, bence de en seçilesi anlamsızlık olurdu bu.

Gizemsel izahlar derin sanılır; doğrusu şu ki, yüzeysel bile değildir onlar.

Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır.

Günün birinde beni aziz ilan etmelerinden korkuyorum.ben aziz biri değilim ve öyle olmak istemiyorum. Aziz olmaktansa soytarı olurum

Hâlâ günaha inanıyor olmak korkunçtur, aksine, binlerce kez yinelemek zorunda kalsak da yaptığımız her şey masumdur.

Hala kendinizden herhangi bir şekilde utanıyorsanız bizden değilsiniz.

Hayat bir neşe pınarıdır.lakin ayak takımı da içince tüm pınarlar zehirlenir,bozulur.ben temiz şeyleri severim , fakat sırıtkan suratları ve pislerin susuzluklarını görmeyi asla istemem...onlar kutsal suyumuzu şehvetleriyle zehirlediler.pis hayallerine zevk diyip , dili de zehirlediler... Hayat; kendisini alt edenindir.

Hayatını tekrar tekrar aynı hayatı yaşayacakmışsın gibi yaşa, istemediğin bir durumla karşı karşıya kalmışsan ve buna boyun eğiyorsan, diğer hayatlarında da aynı şeye boyun eğeceğini düşünerek, sen en güzeli boyun eğme, bu böyle gitmez; bir şeyi çok mu istiyorsun, ama buna cesaret edemiyor musun, diğer hayatlarında da bu şeyi çok isteyip hiç bir zaman cesaret etmediğin için ulaşmayacaksın, o yüzden sen en güzeli aş kendini, yap yapmak istediğini ki sonunda en mutlu şekilde yaşayabileceğin bir kısır döngü oluşturabilmiş ol.20 nisan 2008

Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam :"bu köprüyü geçip bana gelir misin?" işte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın...

Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir.

Her şey birbirinden daha gereklidir.

Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.

İçine koyacak bir şeyiniz varsa, bir günün bin cebi vardır.

İnanç gerçeği bilmek istememektir.

İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.

İnek ile insan arasındaki en büyük farkın ineğin nasıl var olacağını, geleceğin korkularını ve geçmişin yükünü taşımadan, içinde bulunduğu mutlu anda herhangi bir kaygı - yani korku- duymaksızın nasıl yaşayacağını bilmesi. Ama biz talihsiz insanlar geçmiş ve geleceğin o kadar etkisi altındayızdır ki, şu anda kısaca geziniriz.

İnsan bir iptir ki hayvanla insanüstü arasına gerilmiştir.uçurum üstünde bir ip.

İnsan da ağaca benzer, ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere, aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe.

İnsan kahkahalarla güldüğü zaman, kabalığı ile tüm hayvanları geride bırakır.

İnsan mı tanrının hatalarından biridir yoksa tanrı mı insanın.

İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir.

İnsan" tipinin her yükselişi o zamana dek aristokratik bir toplumun eseri olmuştur - daima da öyle olacaktır...

İnsana göre maymun nedir? Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç...işte üstinsana göre de insan aynen böyle olacak ; gülünecek bir şey ya da acı bir utanç!

İnsandaki güçlü ve ulu olan her şey insanüstü ve dışsal olarak düşünüldü.insan kendini çok küçümsedi.kendindeki iki yanı birbirinden ayrı iki alana böldü insan ; değersiz ve güçsüz yanı ile güçlü ve şaşırtıcı yanını..ilkine insan dedi , ikincisine ise tanrı!

İnsanın ve insanlığın tarihi bilinmez olarak seyreder.ama ideal hayaller ve onların tarihi , bize gelişmenin kendi gibi görünmektedir.

İnsanlar eşit değildirler.

İnsanlar ışığı önlerini görmek için değil, daha parlak görünmek için kendilerine tutuyorlar

İnsanların bir şeyleri var ki ,gurur duyuyorlar onunla.ne diyorlardı , onları gururlandıran şeyin adına ? Eğitim diyorlar ; kendilerini keçi çobanlarından ayırt eden şeymiş bu!

İnsanların ölümü hiç düşünmek istememesi beni mutlu ediyor.

İnsanlığın içinde müthiş bir güç , kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir.

İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki, canlılar arasında yalnız o,gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır.

İradenin tatmini dağilidir zevkin sebebi..tersine irade ileriye gitmek ister ve kendine engel olan her şeyin üstesinden gelmeye çalışır.zevk hissi düpedüz iradenin tatminsizliğinden ortaya çıkar.onun rakipsiz ve dirençsiz olarak yeterli doyuma ulaşamamasıdır.

İsa`nın yaptığı yanlış. — Hıristiyanlığın kurucusu, insanlara günahları kadar hiçbir şeyin acı çektirmediğini düşünüyordu. Yanlışı bu oldu: kendini günahsız hisseden, bu noktada deneyimi eksik olan bir kimsenin yanlışı! Nitekim ruhu da olağanüstü ve hayalci bir merhametle doldu, bir kötülüğe doğru yöneldi. Fakat günahı icat etmiş olan kendi ümmeti, böylesi bir hâlden pek seyrek olarak büyük bir kötülüğe uğramışçasına acı çekiyordu. Ne var ki, Hıristiyanlar efendilerine hemen hak verme konusunda anlaştılar ve onun yaptığı yanlışı bir gerçek hâline sokarak kutsallaştırdılar.

İyi huylu insana,mücadeleden kaçana iyi denir.ama savaşçı olana da ve zaferi tutkuyla isteyene de iyi denir.

Kadın özgürleşmek istiyor. Bu Avrupa’nın genel anlamda çirkinleşmesi yolunda ortaya çıkan en üzücü gelişmelerden biridir.

Kadını kadının içinde özgürlüğe kavuşturmalı!

Kadının nasıl bir nimet olduğunu tüm derinliği ile hissetmek gereklidir.

Kanmışlıklar, doğruluğun yalanlardan daha tehlikeli düşmanlarıdır

Karşı cinsler birbirlerini aldatırlar: temelde yalnızca kendilerini ya da kendi ideallerini, daha hoş söylersek- işte böyle, erkekler huzurlu kadınları sever- ama kadınlar aslen huzursuzdur, kedi gibi, ne denli kendilerini huzurlu göstermek için çabalarsalar da.

Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız. Önce kül olmadan kendinizi nasıl
yenileyebilirsiniz?

Kendi kendine inanmayan her zaman yalan söyler.

Kendi kendine itaat edene iyi denir. Lakin sofu olana da iyi denilir.

Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşüncelerinizin uğruna. Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için

Kendin alabileceğin bir hakkı, bırakmayacaksın sana vermelerine!

Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.

Kendine karşı cebir kullanmayana iyi denilir. Ama nefsini yenen kahramana da iyi denilir.

Kendini bilgiye adayan için yalnızca düşmanını sevmek yetmez; dostuna da kin duyabilmelidir.

Keyif ve keyifsizliğin birbirinden asla ayrılmaz şeyler olduğunu düşünelim, öyle ki insan birinin
ne kadarına sahip olmak isterse ötekinin de ancak o kadarına sahip olacak. Seçim sizin:1.mümkün olduğu kadar az keyifsizlik, kısacası acısız bir yaşam mı, yoksa o ana kadar hiç tadılmamış zevkleri tatmanın, keyifleri yaşamanın bedelini ödemeyi göze alarak mümkün olduğu kadar çok keyifsizlik mi? Eğer ilk seçeneği yeğler ve acılarınızı azaltmayı, hatta yok etmeyi isterseniz, o zaman zevk alma kapasiteniz de azalacak, hatta yok olacak.

Kızışmış bir dişinin düşlerine girmektense, bir caninin eline düşmeyi tercih ederim

Kibar ve soylu olana iyi denir. Ama kimseyi hor görmeyene ve kimseye yukarıdan bakmayana
da iyi denir.

Kimine göre yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır

Kişi, ışığını karartmayı da bilmelidir, böceklerden ve hayranlardan kurtulmak için.

Kolay yaşamak, istiyor musunuz? Sürüde kal ve sürü sevgisi uğruna kendini unut.

Kölenin zayıflığı,özgür bir seçimden kaynaklanmış gibidir.onlara beklemesini bilen erdem öğütlenir

Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır.

Mantıksal bir çıkarsamayla, ama sezginin anında oluşan keskinliğiyle, sanatın sürekli gelişiminin Apolloncu ve Dionysoscu bir ikiliğe bağlı olduğunu anladığımızda estetik bilimi için çok şey yapmış oluruz : yaradılışın , bazen araya giren uzlaşmalara rağmen sürekli çatışan cinsiyet ikiliğine bağlı olması gibi...

Mutluluk hedef değildir.tersine kudret duygusu hedeftir.insanın ve insanlığın içinde müthiş bir güç kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir.o, hiçbir zaman mutluluk hedefi olmayan patlamaların kesintisiz zinciridir.

Müziksiz hayat hatadır.

Ne denli yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o denli küçük görünürüz.

Neden'i olan, nasıl'a katlanır.

Nerede canlı bulduysam, orada güç iradesi buldum; hizmet edenlerin iradesinde bile efendi olma iradesi buldum.

Neysen "o" ol!

Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdır.

Nihilizmin anlamı nedir? En üst değerlerin derlersizleşmesi. Hedef yok : 'niçin'e yanıt verilebilinmiş değil.ya da verilen yanıtlar yetersiz kalmıştır. Kime göre çunkülerin doğru olduğunu kim bilebilir ki...

O gün bu gün, bir oltadır yazılarımın her biri: kim bilir belki de herkesten ustayımdır olta atmakta?... Hiçbir şey vurmadıysa benim değil suç. Balık yoktu....

O... Her şey belirlenmiş bir noktadan sonra o'na yönelir. Fakat kimi fark eder bu yönelimi, kimi ise halen farkında değildir nereden gelip nereye gittiğinin...

Olgu yoktur,yorum vardır

On gerçek bulmalısın günde yoksa gece de ararsın gerçeği ve canin aç kalır

Öldürmeyen acı beni güçlendirir. (what doesn't kill me makes me stronger)

Ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır.

Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.

Özdeyişler hâlinde ve kanıyla yazan kimse okunmayı değil, ezberlenmeyi ister.

Papalığın ... Hiçbir zaman Hıristiyan siyasetini uygulayacak bir durumu olmadı ; dini reformcular siyasetle uğraştıkları zaman , örneğin Luther gibi , bunların herhangi bir ahlakdışı (Immoralist) veya tiran gibi Machiavellici oldukları görülür.

Pazaryerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey. Hep pazaryerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan. Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Yalnızlığına kaç! Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öçlerinden kaç! Onlar sana karşı öçten başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki...

Peki siz, dostlar, beğeni ve beğenme tartışılmaz mı diyorsunuz? Fakat bütün hayat beğeni ve beğenme üstüne bir tartışmadır!

Ruh arayanda, hiç ruh yoktur.

Ruh, hayatın bağrına saplanan hayattır.

Sadece cevaplarını bulabileceğimiz soruları duyarız.

Sahip olmak ve daha çoğuna sahip olmayı istemek ,tek kelimeyle büyümektir. Bu hayatın kendisidir.

Sahip olunması zorunlu tek şey var: ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh...

Sanat hakikatten daha değerlidir.

Sanatın ahlâksal etkisi üzerine Platon'un sorduğu büyük soruya çağımızın yanıt vermeye ne hakkı var? Hatta sanata sahip olsak bile! -sanatın etkisini, herhangi bir etkisini nerede görüyoruz?

Sanırım en yüce insanın ruhundan bazı şeyleri tahmin edebildim. O insanı -üstinsan- çözen kimse beklide mahvolacak. Ama yine de onu gören, onun mümkün olmasına yardım etmelidir.

Seni öldürmeyen şey güçlendirir.

Seni seviyorsam sana ne bundan?

Seyirciler bulanık suda balık tutan ile derinden su çekeni kolayca karıştırıyor.

Siz yükselmek isteyince yukarıya bakarsınız, bense aşağıya bakarım çünkü yükselmişim.

Sizin kökeniniz, nereden geldiğiniz değildir. bundan sonra onurunuzu oluşturan , tersine nereye gittiğinizdir.

Sosyalistler, anarşistler, nihilistler varlıklarını başka birini suçlayabilecekleri bir şeyde buldukları nispette , Hıristiyanlığa yakındırlar. Zira, Hıristiyan da kendi hastalığından, marazlı bünyesinden birini sorumlu tutarak buna daha iyi tahammül edeceğine inanır. İntikam ve kin içgüdüsü her iki durumda da tahammül vesilesi, varlığı koruma içgüdüsü olarak görünüyor.

Sosyalistlerin üslubu, umutları ve hayalleri, zararsız koyun mutluluğunun bir ifadesidir.

Sosyalizm öğretisinde, hayatın çok kötü bir şekilde olumsuzlanması, kötü bir şekilde gizlidir. Böyle bir düşünceyi nihai olarak düşünenler, kusurlu doğmuş insanlar ya da ırklar olmalıdır.

Sosyalizm; sona erdiği düşünülen en cüz'ilerin ve budalaların, yani yüzeysel insanların bir baskısı ve kıskançların , dörtte üç sahte oyuncuların , gerçekte "modern ideleri’nin mantıksal bir sonucudur.onların , gizli anarşizmlerinin doğurduğu bir durumdur...

Soylu insan, bir değerler yaratıcısıdır.

Sözler ağır yaratıklar için değil midir? Sözler hafif yaratıklar için yalan değil midir? Şarkı söyle!
Konuşma artık!

Sürü hayvanının zayıflığının ürettiği ahlak, Decadent-in ürettiği ahlaka çok benzer. Bunlar birbirini anlar ve bir ittifak oluştururlar. Büyük Decadent dinler, her zaman sürünün desteğine güvenir-. Kendi başınayken sürü insanında hiçbir hastalık yoktur. Hatta çok değerlidir.ama yönetilmeye ihtiyaç duyduklarından dolayı, bir çobana gereksinimleri vardır. Papazlar bunu bilir.

Şimdiye kadar üstinsan dünyaya hiç gelmedi. En büyük ve en küçük insanı çırılçıplak gördüm. Hala birbirlerine pek fazla benziyorlar. Hakikaten, en büyüklerini bile hala pek insanca buldum.

Şövalyece / aristokratik değer yargıları güçlü bir fiziği, serpilen, dopdolu bir sağlığı gerektirir. Bunları koruyup devam ettirebilmek için de savaşı, macerayı, avcılığı, dansı, harp oyunlarını, yani genel olarak dinç, özgür, neşe dolu faaliyetler gerektirir.

Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden...

Tanrı diye bir şey yoktur. Eğer varsa ben tanrı olmamayı kabul edemem.

Tanrı kavramından en yüksek iyiliği uzaklaştıralım- o , bir tanrı'ya layık olmayandır. Biz bu kavramdan en yüksek bilgeliği de uzaklaştıralım-bu , tanrı kavramından , tanrı'dan bir bilgelik ucubesinin ürünü olan bu akıllılığa sebep olarak filozofların kendini beğenmişliğidir. O , onlara mümkün mertebe eşit görünmelidir. Hayır! Tanrı , en yüksek kudrettir.bu yeter! O'ndan her şey ortaya çıkar,o'ndan dünya ortaya çıkar.

Tanrı olgusunu çürütmek, aslında yalnızca soyut tanrı'yı çürütmektir.

Tek bir erdemde, iki erdeme göre daha çok erdem vardır...

Tek bir şey olabilmek, tek bir şeye varabilmek için, çok yerde, çok şey olmak, bu bendeki sağduyudur.

Tipik dindar bir insanın Decadence nin bir şekli olup olmadığını belirlemek için ( bütün yenilikçiler kasvetli ve saralıdır) iki tip ; Dionysos ve çarmıha gerilen ; ama biz burada bir başka tür dindar insanı ihmal etmiyor muyuz? Yani paganı..pagan mezhebi , hayata şükretme ve onu tasdikin bir şekli değil mi? Bunun en yüksek temsilcisi hayatın savunulması ve tasdiki değil mi? Sağlam yaratılmış tür ve vecd ile taşan ruh! Bu ruh türü ki , varoluşun tezatlı ve şüpheli veçhelerini kendine alıp kurtarır.işte burada yunanlıların Dionysos'u nu ortaya koyuyorum : hayatın dindarca tasdiki...çarmıha gerilene karşı Dionysos'u!

Tüm yazılanlar arasında en çok bir kişinin kendi kanıyla yazdığı şeyi severim. Kanla yaz ve göreceksin ki, kan tindir... Etrafımda cinler olsun istiyorum, çünkü ben cesurum. Hayaletleri kaçıran cesaret, kendisine cinler yaratır. —cesaret gülmek ister. Artık hislerinizi paylaşmıyorum; altımda gördüğüm şu bulut, güldüğüm şu karaltı ve ağırlık -işte budur sizinyağmur bulutunuz. Yükselmeyi arzuladığınızda yukarı bakarsınız siz. Ve ben aşağı bakarım, çünkü yükseltilmiş biriyim ben. Aranızdan hanginiz aynı anda hem gülebilir, hem yükseltilmiş olabilir? En yüksek dağa çıkan, tüm matem oyunlarına, tüm matem ciddiyetlerine güler. Cesur, tasasız, alaycı ve şiddet uygular -işte böyle istiyor bizleri bilgelik: o bir kadındır ve daima savaşçıyı sever ancak.

Tüm yazılmışların içinde en çok kanla yazılanı severim.kanla yaz, göreceksin ki kan, tindir.

Türler gittikçe daha çok yetkinleşmezler ; güçsüz her seferinde güçlüye egemen olur. Çünkü çoğunluktadır ve daha akıllıdır.

Uçmayı öğretemediğinize düşmesini öğretin.

Uçuruma gözlerinizi dikip baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakmaya başlar.

Uçurumları sevenin kanatları olmalı.

Umut sadece eziyetin süresini artırır.

Uygarlık tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.

Ümit, acıların en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır

Varlık, sonsuz bir yaradır.

Ve ceza, saldırgan için aynı zamanda bir hak ve şeref olmazsa, cezanız eksik olsun!

Yahudiler öfkeyi bizden farklı algılayıp,kutsal saydılar.bu nedenle kendini insanın ürkütücü haşmeti ile gösteren öfkeyi kendi aralarında bir Avrupalının hayal edemeyeceği yükseklikte gördüler.öfkeli kutsal yehovalaYını,öfkeli kutsal peygamberlerine göre oluşturdular.onlarla kıyaslandığında Avrupalılar arasındaki en büyük öfke saçanlar,adeta ikinci el yaratıklardır.

Yalan söyleyene karşı tetikte olmaktansa beni aldatmalarına izin veririm

Yalnız insan için dost üçüncüdür.

Yalnızca güç sahibi kişilerin duygu ve sezgileri önemlidir. Bu, efendi ahlakıdır.

Yaptıklarımız hiçbir zaman anlaşılmaz, sadece övülür ya da yerilir.

Yaşama karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır. Daha alçağını değil.

Yele karşı tükürmekten sakınınız!

Yeni filozof ancak egemen bir sınıfa bağlı olarak doğabilir.

Yetişmiş her insanın içinde, oynamak isteyen bir çocuk vardır.

Yine de en çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, bilirim.

Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: çünkü ona göre her şey olgun hasat için. Ama yüz
orağı yok onun: bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar hâlbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşça kal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana.

Yumuşak ve barışçıl olana iyi denilir.ama nefsini yenen kahramana da iyi denilir.

Yüksek dağda buz içinde gönüllü yaşamaktır felsefe.

Yüksek kültür dediğimiz şey , barbarlığın-gaddarlığın ruhsallaştırılmasına ve yoğunlaştırılmasına dayanır. benim önermem şudur : "vahşi hayvan hiçbir zaman dinlenmeye çekilmemiştir. , o hala yaşamaktadır , büyümektedir , o sadece tanrı'laşmıştır.

Yükseldikçe uçma bilmeyenlere daha küçük görünmemiz kaçınılmazdır.

Yükselmek için yalnız kendi gücünüzü kullanın, başkasının sizi yükseltmesine fırsat vermeyin.

Yüreğinin sesine kulak verene iyi denilir.ama sadece yükümüne kulak verene de iyi denilir.

Zavallı insanlık! — beyindeki kanın bir damla fazla ya da az olması, yaşamımızı tarifedilemeyecek kadar perişan ve zor hale sokabilir. Öyle ki, Prometheus`un akbabadan çektiği acıdan daha fazlasını bu bir damla kandan çekeriz. Ama insan nedenin damla olduğunu bile bilmeyip, "şeytan!" ya da "günah!" diye düşünürse, en korkunç durum işte o zaman ortaya
çıkar.

Zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar

"Doğru" deyince bu zihnimde kesinlikle yanlışın tersini değil, fakat sadece en esaslı hallerde çeşitli yanlışların birbirlerine oranla durumlarını gösteriyor...

...küçük insanlar efendi olmuşlardır bugün artık. Onların hepsi bugün boyun eğmeyi, alçak
gönüllüğü, kurnazlığı, çalışkanlığı, özenmeyi ve küçük erdemlerin bir sürü abuk subukluklarını
vaaz ederler...

---

SALOME'YE

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki 'söz ver kendine'
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan; anladım...
---
evet!biliyorum,nereden geldiğimi ben!
doymak bilmez bir yalımım tıpkı
kızıl kızıl olurum,tüketirim kendi kendimi.
neyi tutsam aydınlanır,
kömür kesilir elimden düşen:
besbelli bir yalımım ben!


0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.